Sayfalar

29 Eylül 2013 Pazar

BONİBONLU KURABİYE


Görüntüsünü çok beğendiğim,kurabiyeyi bugün denedim.



 Eğlenceliydi yapması çünkü Mert de yapmak için kolları sıvadı.


Bonibonları koymak ona düştü.


Hoş bir kaç tanesine koyduktan sonra bonibonu alıp gittiği için şekil değişikliğine gittik.Bu şekiller bir milyoncu tabir edilen mağazalardan' Gondol' marka kuabiye kalıpları.


Tarifi aldığım adres 



Görüntüsünü çok beğendim.Hem bonibonlar fırında erimiyor yada renk değiştirmiyor bilginize.


Malzemler;


1 paket nişasta(400gr )
250 gr margarin veya tereyağ (oda sıcaklığında)
1 adet yumurta
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1.5 su bardağı pudra şekeri
Önce yumurta, pudra şekeri ve nişastayı karıştırdım sonra azar azar unu ve kabartma tozunu ekledim(un 2 bardaktan biraz daha fazla aldı )
Çok kısa süre de pişiyor eliniz üzerinde olsun.

24 Eylül 2013 Salı

BUGÜNLERDE BÖYLEYİZ.

            Bugünleri unutmamak adına blog'a not olsun istedim.

Cuma günü Mert eve gelirken arkadaşlarından birinin bacağını sıktığını söyleyince
-sen peki ne yaptın oğlum"dedim
-bir şey yapamadım "dedi
Niye diye sorunca eğer öğretmene söylersen boğazını yine sıkacağından korktuğunu söyledi.(bir gün önce başka bir çocuk boğazına yapışmış tepki verememiş.Bu arada Öğretmeni neredeymiş işte orası muamma:()
 Mert 'e  yine aynı şeyi yaparsa arkadaşını  elinle kendinden uzaklaştır -ittir ve yüksek sesle "YAPMA"diye bağır dedim,dedim de bizim ki yapamıyor çok çekingen maalesef.
Onu okula bırakıp geldikten sonra eve sığamıyorum ,içim şişiyor resmen. Allah'tan istekli ve bu durumlar onu zorlanarak başladığı okuldan soğutmadı.
Bu yaşadıklarımı kız kardeşimle konuştuğum da muhakkak Öğretmeniyle konuşmamı söyledi.Sonra İlknur ve Aslı'yla konuştum  sayelerin de biraz rahatladım.Bugün de Öğretmeniyle konuştum ortalık sütliman sayılır ama her an bir şey olursa ve ben ona yetişemezsem diye kaygılanıyorum ki sağlıklı bir durum olmadığını da biliyorum.
Annem ben çalışırken gece kaçta gelirsem geleyim elini cama dayar gelene kadar beklerdi(Bir market zincirinde mağ.sorumlusu olarak çalışıyordum ve envanterimiz olurdu ayın bir günü geç saatlere kadar çalışırdım ya da başka bir iş nedeniyle)
Çok kızardım anneme ne gerek vardı ki?Niye bekliyordu o saate kadar sanki.
-anne olunca anlarsın "derdi.
Evet anladım şimdi çocuğun kaç yaşında olursa olsun gözünün önünde değilse meraklanıyorsun.
Bugün Sezo'ya"artık yavaş yavaş bebeklikten çıkıyor artık kendi başına dışarıda-okulda olacak nelerle karşılaşacak ,korkuyorum bu durumdan "dedim.
Ona göre kırk yaşına da gelse merak edecektik,hep yanında olamayacaktık,o yüzden biraz rahat olmamı söyledi ,doğru diyordu işte bunu  içselleştirirken savaş veriyorum o ayrı .
Evet büyüyünce dertleri de büyüyor bu gerçek.
Sezo kişilik olarak kaya gibidir,kolay ikna olmaz ve pes etmez bazen bu huyları canımı sıkar sinirlenirim şimdi ise Mert'in huylarının babasına benzemesi için dua ediyorum:)
Ben çok pısırık biriydim,son 10 yıldır kendime telkinlerde bulunarak ve soğuk yüz tavrını takınarak kendime kalkan oluşturdum .Öyle ki minibüse binsem para üstünü şoför göndermezse isteyemezdim,gerisini siz düşünün artık:)
Oğlumun da benim gibi olmasını istemiyorum sanırım en çok da bundan korkuyorum ama artık çözüm üretmeli hem kendim için hem oğlum için.
Şİmdi daha iyiyim ,onun mutluluğunu istekli halini görünce rahatlıyorum.
Allah hep iyilerle karşılaştırsın İnşallah.

17 Eylül 2013 Salı

BİZDE KONULAR BU GÜNLERDE HEP " MERT'İN OKULU"


Her şey güzel başladı,Okul için gerekli resim çekileceğini öğrendiği andan itibaren 
-ne zazan gitcez çektirmeye diye ,dolandı durdu.


Gittik ,oturdu sessiz ,sakin ,uysal ve istekli olarak,




Çektirdik geldik vesikalık ve dağıttık ananeye,babaanneye,teyzeye ve kimi gördüysen gösterdi heyecanla resmini.


Okuldan verilen listeyi tamamlayıp



tek tek etiketledik beraber.Her aşamayı beraber yaptık hayatımın en güzel günlerinden biriydi,heyecanı paylaşıyor olmak paha biçilemez.




Sonra okul için hazırlandık beraber.





sabahları seni okula götürmenin heyecanıyla kalkıyorum artık ki uykunun benim için önemini bilen bunu niye yazdığımı anlar:)



Sakin sakin giderken 


ne oluyor da okulda ağlıyorsun bilmiyorum:(


Şimdiye kadar toplam 4 gün gitti.



İlk gün ;yanında sınıfa girdim ve kapının önünde beklememin etkisi sanırım yarım saaatlik zamanı iyi geçirdin

İkinci gün;oturduğun sandalyenin rengi ilk günküyle aynı olmadığından (ki kurallar Mert için çok önemli hep aynı yere oturacağını düşünüp başkası oturduğunda tepki gösteremeyip hep ağlamış ve derdini anlatamamış)

Üçüncü gün;yeni tanıştığı arkadaşı sayesinde pek mutluydu ,yarış yaptılar daha da kaynaştılar.Sınıftan çıkarken herkesin elinde meyve suyu ve halley ,kafalarında fon kartonundan yapılmış kral taçları varken Mert de de yoktu.Hemen panik yaptım:)
-Mert sen niye meyve suyu ve halley almadın?
-yok gerek yok içmicem ,yemicem(ilk ve ikinci gün verilen aburcular hala duruyor yemedi.)
-Mert senin kral tacın nerede annecim?
-gerek yok ben beğenmedim!
-Peki oğlum ne yaptınız bugün?
-otuyduk
-Oğlum oturmaya mı gittin,hiç oyun oynamadınız mı?
-(hoşuna gitti bu soru kahkahalarla gülüyor)anne onlar oynadı ben oynamadım
-neden?
-azcık oynuyup oturuyolar oynamak istemedim.Ben seyrettim .
(yarım saatlik zamanda anca bu kadar olur diyemedim gülmekten.Numune işte benim oğlum:)

Dördüncü gün;Kendi isteyerek içeri girdi,gidip pencereden bakayım dedim ,bakmaz olaydım,Köşeye çekilmiş içli içli,sessiz sessiz ağlıyor.Seslendim beni görünce ağlamasını durdurup konuşamadı.O sıra da  Öğretmeni gelip bizi uyarıp uzaklaşmamızı istedi,Almaya gittiğim de susmuştu(ki gün içinde biraz ağlamış biraz susmuş:(
.Sezo da süpriz yapıp gelmişti.Babasını görünce anlattı anlattı ama içini çeke çeke anlattıkça biz Sezo'yla bakışıp üzüldük.

Beşinci gün;Gittik tam öğretmene teslim edicem bizim ki yapıştı başladı ağlamaya ,tabi ikna konuşma ve sonrasın da öğretmeni araya girdi .Öğretmene "Mert 'i ikna etmek için konuşmanın önemli olduğunu ,oyunla ,çikolata vs ile onu kandıralamıyacağını söylerken ,Öğretmen 'peki bizde konuşuruz öyleyse'diyerek bizimkine  döndü ve Mert sustu.Sanki bu cümleyi bekliyordu.Çıkışta almaya gittiğimde keyfi yerindeydi şükür.
Yani sözün özü atlatacağız bu dönemi ama biraz sıkıntılı gececek gibi.Yine de binlerce şükürler olsun daha fenası da olabilirdi. 

İşte bizde durumlar böyle.
sevgiler


11 Eylül 2013 Çarşamba

OKULLU DA OLDUK



Evde ki temizliği halıları yıkayarak son vermek adına kayınvalidemin evine gittik.Onlar Ankara da oldukları için bir gün orada kaldık .


 Mert yazın son günlerini bisiklete binerek geçiriyor.Bir de şu zincir atmasa ,Sezo nun gazabına uğrayıp her an çöpü boylayabilir zira iki gidiyorsa üç zinciri atıyor ve zor takılıyor.



Halıları yıkadık sonra ohh keyif zamanı:)


Meydan bana kalmıştı Mert babasının dibinden ayrılmazken ben keyif çatmaktaydım:)


Bu düğmelerden yapılmış insan  Sezo'ymuş Mert öyle dedi.Ortada ki de göbeğiymiş:)

EVET BİZİM İÇİN BÜYÜK GÜNLERDEN BİRİ DAHA 

Mert anaokuluna başladı.
Ne zamandır gitmek için heyecan yapıyordu.Salı günü(10eylül) yarım saatlik ilk ders için sabah kalktık.Hoş ben hiç yatmadım o ayrı,
*burada şunu anladım insanın korkuları ,heyecanları vs  büyütülmesi yaş ile oluşan ,gelişen şeylermiş.  .Neden mi?
ben sabaha kadar heyecandan ,korkudan kısaca kuruntularım dan yatamazken bizim ki fosur fosur uyudu:) 


 Babası onun tam kalbinden vuran hediyeyi okulun ilk günü vererek mutluluğunu tavan yapmasını sağladı.Sabah yatağının ucuna iliştirdiği oyuncakları gören Mert gözlerini ovuşturuken görmeliydiniz ,keşke videoya çekebilseyim.Abartılı sevinç çığlıkları desem yeterli olur belki ama abartma kelimesini de çokca abartın:)
Ve 
onun -bizim hayatımız da büyük günlerden biri olan okul macerası biraz sıkılarak başladı ki ben daha kötüsünü gece uyumadğımı zamanda kafamda kurup kendimi hazırlmıştım.


Bu bakış ta her an her şey yapabilirim bakışıydı ki hani korkmadım değil.


Gözleriyle ben nereye gitsem takipteydi.


Ama ben ne yaptım hemen yanında oturan bu beyefendi çocuğu oğlumu musallat ettim.Nasıl mı?
Bizimkinin en büyük hobisi arabalar ve o arabaları anlatmak.hemen çocuğa ismini sorup
"bak arkadaşın ....... niye ona arabalarını anlatmıyorsun dedim ve bingo:)
Mert in çene açıldı,çocukta çıt çıkmıyo bizimki anlatıyor da anlatıyor ,
şimşek araba şöyle ,meytin böyle diye karşısındaki çocuğun daha ilk dakikadan kafasını ütüledi:)
Mert in yüksek sesle konuşmayı sever tabi bu da ona "ilk veto"yemesine neden olmuş.Bizi Öğretmen sınıftan çıkardıktan sonra da hala o mikrofon yutmuş sesiyle arabaları anlatınca öğretmenden ilk ikaz,ilk kural gelmiş"izin almadan konuşmak yok!"
bizim ki baya bi bozulmuş 
"anne öyetmen sus" dedi diyerek gözleri doldu.
-Ama Mert herkes konuşursa nasıl birbiriniz duyacaksınız izin al sonra da konuşursun olur mu ?
-Olur 
diyerek başka konuya geçti.(bu arada o gözlere dolan gözyaşı nereye gitti ,nasıl  hemen başka şeyden bahsedip mod değiştirdi anlamadım:) )


Okuldan çıkıp doğru abimlere gittik.Cenze vardı ve küçük elif Su ya biz bakacaktık,Kızkardeşim benden önce gitmişti.Öğlen uykusuna dördünü de yatırıp(iki kızkardeşimin, bir abimlerin bebeği ,bir de Mert )



Oturduğumuz yerden birşeyler içelim dedik en hızlısından en enerji vereninden zira ihtiyaç vardı:)


Allah kimseyi anasız babasız koymasın ,Ayşecim sağdığı sütüyle karnını doyurmamıza ,ilgilenmemize rağmen arada bizim bebekten çıkan ses
-anni memiiiiiii 
derdi süt değildi elbet onun göğsüydü,kokusuydu,akşam annesi geldiğindeki ona sırnaşması başını sımsıkı annesinin boynuna bastırmasını görmeliydiniz.



******************************************************************************
Bu arada Mert burada ilköğretim okulunun anasınıfına yazdırdım.Gittiğimiz ilk gün denilen saat orada olmamıza(bekletmeyi sevmem erken bile gitmiştik)  ve yağmur atıştırmasına rağmen bir süre dışar da bekledik.Sonra anaokulun giriş kısmında beklememize izin verdiler.Benim canım çok sıkıldı okulun ilk günü daha özel hissetirilebilirlerdi çocuklarI .
Zaten heyecanlıydılar ,korkuları vardı sakinleştirmek için bir şey yapılmazken fazladan bekletmelerine çok üzüldüm.
Şİkayet etmeyi sevmem ,hatta herşeyden şikayet eden insandan uzaklaşırım yalan yok.Ama bugün bu çocuklara gösterilen tavırdan çok rahatsız oldum.
Yukarda cenaze demiştim işte oraya başsağlığı için gittiğimde okulun önünden geçerken ,taş çatlasın 15 çocuk için iki öğretmen kapıda elinde mikrofonla anons yapıp tek tek alkışlatıyordu,nasıl hoşuma gitmişti orası da Milli Eğitime bağlı burası da niye keyfe kalıyor bu gibi durumlar bilmiyorum.Hani çocuklara birşeyler öğretilecekler ya bence önce bekletmeden içeri almadan başlatsınlar zira bekletilmenin normal bir davranış olduğunu kanıksamalarını istemem.Kaldı ki burası okul .
Bugünde yine 10 dakika öylece bekliyoruz ne gelen var ne giden.bu arada bu dakikalar bizim için kısa zamanlar olabilir ama çocuklardan bahsedince onlara anlatmak zor olabiliyor ,devamlı hadi hadi deyip sıkılabiliyorlar.

İkinci gün Mert girdiği dakikadan çıkana kadar ağlamış:(
Sebebi ise dün oturduğu sandalye maviymiş bugün ona oturmayıp kırmızıya oturmak zorunda kalmış.Mert bu durumu anlatmayıp ders boyunca ağlamış hatta kaçmaya çalışmış .Oynanan oyunlar, verilen yaka kartı ve meyve suyuyla kek bile onu derdini anlatamazsa o ruh halinden çıkarmaz.Kolay kolay kandırabileceğiniz yiyecek, içecek yoktur "seni anlıyorum "deyip neden mavi sandalyeye oturamadığını açıklamak  onun için yeterli olur.
Zaten dünde lolipop vermişlerdi herkes sınıftan çıkmadan yerken bizimki
-anne al ben yemicem babama verirsin
bugün verilen kek ve meyve suyu içinde
-anne ben bunları yemicem
diyerek yine bana verdi.Abur cubur sevmeyen bir çocuk olan Mert e teyzesinin yorumu"sen gerçek misin?":)

                                                      Bakalım zaman ne gösterecek .
sevgiler