Sayfalar

23 Aralık 2013 Pazartesi

HEPTEN KARIŞIK

Yazacak öyle tek bir konum gündemim yok o yüzden karışık bir yayın sizi bekliyor buyrun;

Açılışı İstiklal Marşı ile yapıyoruz.
   Tek kanal olan TRT  de  gece İstiklal Marşının okunmasıyla kapandığını görüp yatan çocuklardık biz:)Nedense aklıma geldi:)
Üzerimizin kusuruna bakmayın güzel giyseydi bu kadar içten ve istekli söyleyemiyebilirdi,istedi videoya çektim.

video

***********************************************************************

Şu an yediğim şey öyle lezzetli ki hemen uzun zamandır uğramadığım bloğa uğrayıp tarifi vermek istedim.Tarif Aylin e aittir.

                                   Çikolatalı Sufle





Üç tane çıktı bu malzemeyle ,benim kaplarım orjinal sufle kabı olmadığından porsiyonlar da tam benlik doyumluk:)

Tarifi aynen aktarıyorum.Bir de küçük not Aylin de belirtmiş ama buraya da yazayım eğer ki o an yiyemeyeceksiniz sorun değil,ısıttığınız da içindeki akışkanlığı tekrar elde edebiliryorsunuz



  150 gram bitter çikolata                                                                                                                               

 2 yemek kaşığı tereyağı

1 yemek kaşığı toz şeker

2 adet yumurta

1 yemek kaşığı un

Yumurta aklarını köpük olana kadar çırpıp içine şekeri ilave ediyoruz.Tereyağ ile çikolatayı benmari usulü eritip ılınınca içine  yumurta sarılarını ve unu ekleyip yumurta beyazıyla karıştırıyoruz(tahta kaşık ile-valla öyle diyodu öyle yaptım neden bilmiyorum belki yumurta akları sönmesin diyeydir-karıştırıyoruz)
sonra da yağladığımız kaplara paylaştırıyoruz.
180 C de 8-9 dakika -ki çok önemli fazla tutarsanız içindeki çikolata akışkanlığını elde edemezsiniz yapanlar var biliyorum:)-pişirilir.
Afiyet olsun.
****************************************************************************


Başka neler yapıyorum;


Görmüş olduğunuz bu yuvarlak katlanır koltuğun döşemesin de yırtıklar oluşmaya başladı.


Bende gazete yi koyarak ölçüsünü aldım ve kalıp çıkardım.



                             Son hali budur efendim.Hem çıkarılıp yıkanması bakımından da iyi  oldu.


*********************************************************************************

Son 10 gündür hasta ATA MERT hemde hala öksürükten kafasını tam anlamıyla kaldırmış değil.



Salgın olarak çevremde etkilemediği insan-çocuk kalmadı.


Az bir zaman sonra  yeni yıla gireceğiz .Bu sene çok hareketli geçti bakalım yeni yıl neler getirecek bize.

27 Kasım 2013 Çarşamba

ORDAN -BURDAN -ŞURDAN

Bugünlerde hava şartlarının bünyeye yansıması;
 evde pinekleme,devamlı uyku eğilimi ve hiç birşeye ile ilgilenmemek ya da her şeye bir boş vermişlik durumu hasıl.Ama iş yeme konusuna gelince ki bence bu da hava şartlarından kaynaklı hem yiyim hep yiyim şeklinde:)
Şimdi ilk olarak benim çok sevdiğim tahinli çöreği evde denedim.Aylin den almıştım bu tarifi.İlk yaptığımdan tam buğday unundan ikinci yapışım beyaz undandı.Biz ilkini daha çok sevdik belirtmek isterim.yine yapıcam ve yiyeceğim.Beni bu havalar mahvetti :)
İkinci yaptığım tarif ise herkesin bildiği 3 2 1 poğacası  ama bu susamlısı ve bence galete unlusundan daha güzel.tavsiye ederim.
En son taptığım tarif (bu arada  yaptığım" ağlayan kek" var ki yine herkes biliyor diye yazmadım buraya)
bu tarif Suzi ye ait.




                  Görüntüsü öncelikle sizi mest edecek bir tatlı bu.




            Özellikle misafirlere yapmak için ideal.




Havaların güzel gittiği geçtiğimiz haftalardan 


                              Parka  çıktık her zaman ki gibi ,Mert okulla birlikte biraz daha hareketli ve konuşkan,



                                             Öğrendikçe daha mutlu daha konuşkan.




Daha kendinden emin(İçine kapanık ve duygusal halinden tam anlamıyla sıyrılmış olmasa bile zamanla olacak inanıyorum)


Büyümek istiyor hemde çabucak,5 yaşına ne zaman gireceğim sorusu günde onlarca kez sorulmakta. Ve  büyümeyi giydiği terlikten umması da ayrıca şeker:)
Buradaki tüm ciddiyeti tv deki çizgi film için.



                         Gezmelerde beraberiz hep,



                         Öyle mutluyum ki bu anlarda dilimde binlerce ,yüzlerce şükür kelimesi.




Hava güzelse çalışırım ben ,sanırım güneş enerjisiyle çalışıyorum.Bakınız hava güzel koydum önüme sandalyeyi eski halinden sıkılıp yeni kumaşla kapladım ama bu evdeki kumaşlardan biriydi ,tok bir kumala yani döşemelik kumaşla nasıl kaplanır diye baktım ve oluyormuş hiç zorluk çekmedim.İlk hedefim güzel bir duck kumaş yada yine döşemelik kumaş alarak sandalyeleri kaplamak ve masa örtüsü dikmek.




                        Kışın AVMler kurtarıcı olabiliyor.Mert ile gittiğimiz alışveriş merkezinde Mert in yürüyen merdivenin nasıl çalıştığını inceliyor.




Okul mu?harika diyebilirim yani Mert için ,çok mutlu sabah kalmayı asla ikiletmiyor ,benim çekincelerime karşılık o halinden gayet mutlu.




Ve geçenler de gel dedi İlknur Tüyap a gidelim.Hiç aklımda yokken, gittim iyi ki gitmişim:)






Birbirinden alakasız resimler, konular biliyorum ama bugünler de böyleyim.
SEVGİLER

18 Kasım 2013 Pazartesi

ÇİKOLATALI COOKİE TARİFİ



Tarif sevgili AYLİN den 



İçindeki çikolatadan kaynaklı çokkk lezzetli çokkk.




100 gram Bitter çikolata
1 Yumurta
1 Yemek kaşığı kakao
1 Su bardağından 2 parmak eksik un(ben tam buğday unu kullandım o yüzden benim eklediğim oranda değişti.)
50 gr Tereyağ
1/2 çay kaşığı kabartma tozu
1 Çay kaşığı vanilya
Bir fiske tuz (çok çok az )
Yarım çay bardağı şeker
3 Çorba kaşığı iri kırılmış fındık(yine farklı olarak evde fındık olmamasından dolayı ceviz parçalarını üzerine kondurdum:)


Yapanlara şimdi den afiyet olsun

25 Ekim 2013 Cuma

GEÇEN GÜNLERDEN BİR DEMET



Çok şükür okula alıştık hatta o kadar sevdi ki sabahın 7'sinde benim kaldırmam gereken oğlum direk yanıma gelip kaldırıyor ve itiraf ediyorum hafta sonlarını ve tatil günlerini ben sayıyorum(biraz daha uyku için:)


Geçtiğimiz haftalardan okul dönüşü neler olduğunu anlatmakta.

video

evet o el niye buruna gider bende anlamam:)



Ve Bayram :)


video
Giydiği kıyafetiyle yemekçi (garson)oldum ben diyerek gezindi:)


Olmadı mı ?yine kutlayalım:)


video
Sonunu niye çiyaklayarak bitirdiğini hemen söleyeyim,"küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öperim"diye uzatmasını istedim tabi çocuk haklı olarak isyan etti:)

Ziyaretler için yola çıktık .



Bayram ilk günü biraz gezmeli geçti ve bitti:)İkinci gün evdeydik,Dördüncü gün annemim memleketten gelmesiyle annemdeydik ve bayram bu kadardan ibaretti.Şikayet yok bol bol dinlendik diyeceğim  de o da olmadı ,ne yaptığımızı valla hatırlamıyorum desem:)

Neyse biz rutinimize dönersek,
sabah okula git,




 Öğlen gel



                                                  Okul içi faaliyetlerine bak:)  (gün içerisindeki yaptıklarını okul panosuna asıyorlar biz  de" oooo, vayyy "diye bakıyoruz:)                    


                                                                     Ödevler yapılsın



ve her gün bu ödev işi tekrar edilsin:)
Yalnız ne zor bişeymiş arkadaş bu ödev ,yaptıkları çizgileri birleştirmek veya boyamak ve her gün ödev için oturulduğunda oluşan tablo şöyle;


-anne ben yapamıyoyoummmmmmm hüüüüüü
-oğlum hiç başlamadın ki
-oysun ben yapamıyacammmmmmm hüüüüü
...........................
................................
uzun bir aradan sonra bigo delirir , biraz söylenilir karşılıklı sonra sarılıp birbirimizden özür dilenir bir daha yapılmayacağına söz verilir ve o hiç yapılmayacağına inandığı ders hooopppp yapılmış olur.Tabi harp den çıksak anca o kadar yoruluruz ve sonra 3-4 saat öğle uykusu Mert için 1-2 saat benim için ,eee o kadar yoruldum ben de yatayım :)

Bu görüntü ne demeyin araya karışmadı,gecen gün pazardan aldığım istavrit balığının içinden çıktı "deniz atı"hemen resmini çektim.Büyüklüğü benim serçe parmağım kadar bişey.Nedense hep büyük düşünmüştüm yada yavruydu bu bilemeyeceğim. 


Ne düşünüyorlar bilmiyorum ama çok seviyorum bu ikiliyi,hoş ikisi yan yana gelince başımı ağrıttıkları kesin (ikisinin de ses volumleri biraz normalin üstü ve oyun oynadıklarında bazen avazım çıktığı kadar "susun" demek geliyor içimden:) ama allah eksikliklerini göstermesin.

9 Günlük bayram tatilinde babaannenin evine gittik ve orada ateş yaktık yemek için;


Mert 'e göre kamp ateşiydi.Öyle hoşuna gitti ki ateşle oynamak hiç sevmediği cevizi güya ateşin üzerine koyup pişirdi ve hiç yemediği kadar o gün ceviz yedi:)









Bizden bu kadar ,daha doğrusu aklıma bu kadarı geldi ,daha çok yazmalıyım ama zorlanıyroum yazarken, face,instagram daha kolay, daha anlık olduğu için çoğunluk oradayım.

29 Eylül 2013 Pazar

BONİBONLU KURABİYE


Görüntüsünü çok beğendiğim,kurabiyeyi bugün denedim.



 Eğlenceliydi yapması çünkü Mert de yapmak için kolları sıvadı.


Bonibonları koymak ona düştü.


Hoş bir kaç tanesine koyduktan sonra bonibonu alıp gittiği için şekil değişikliğine gittik.Bu şekiller bir milyoncu tabir edilen mağazalardan' Gondol' marka kuabiye kalıpları.


Tarifi aldığım adres 



Görüntüsünü çok beğendim.Hem bonibonlar fırında erimiyor yada renk değiştirmiyor bilginize.


Malzemler;


1 paket nişasta(400gr )
250 gr margarin veya tereyağ (oda sıcaklığında)
1 adet yumurta
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1.5 su bardağı pudra şekeri
Önce yumurta, pudra şekeri ve nişastayı karıştırdım sonra azar azar unu ve kabartma tozunu ekledim(un 2 bardaktan biraz daha fazla aldı )
Çok kısa süre de pişiyor eliniz üzerinde olsun.

24 Eylül 2013 Salı

BUGÜNLERDE BÖYLEYİZ.

            Bugünleri unutmamak adına blog'a not olsun istedim.

Cuma günü Mert eve gelirken arkadaşlarından birinin bacağını sıktığını söyleyince
-sen peki ne yaptın oğlum"dedim
-bir şey yapamadım "dedi
Niye diye sorunca eğer öğretmene söylersen boğazını yine sıkacağından korktuğunu söyledi.(bir gün önce başka bir çocuk boğazına yapışmış tepki verememiş.Bu arada Öğretmeni neredeymiş işte orası muamma:()
 Mert 'e  yine aynı şeyi yaparsa arkadaşını  elinle kendinden uzaklaştır -ittir ve yüksek sesle "YAPMA"diye bağır dedim,dedim de bizim ki yapamıyor çok çekingen maalesef.
Onu okula bırakıp geldikten sonra eve sığamıyorum ,içim şişiyor resmen. Allah'tan istekli ve bu durumlar onu zorlanarak başladığı okuldan soğutmadı.
Bu yaşadıklarımı kız kardeşimle konuştuğum da muhakkak Öğretmeniyle konuşmamı söyledi.Sonra İlknur ve Aslı'yla konuştum  sayelerin de biraz rahatladım.Bugün de Öğretmeniyle konuştum ortalık sütliman sayılır ama her an bir şey olursa ve ben ona yetişemezsem diye kaygılanıyorum ki sağlıklı bir durum olmadığını da biliyorum.
Annem ben çalışırken gece kaçta gelirsem geleyim elini cama dayar gelene kadar beklerdi(Bir market zincirinde mağ.sorumlusu olarak çalışıyordum ve envanterimiz olurdu ayın bir günü geç saatlere kadar çalışırdım ya da başka bir iş nedeniyle)
Çok kızardım anneme ne gerek vardı ki?Niye bekliyordu o saate kadar sanki.
-anne olunca anlarsın "derdi.
Evet anladım şimdi çocuğun kaç yaşında olursa olsun gözünün önünde değilse meraklanıyorsun.
Bugün Sezo'ya"artık yavaş yavaş bebeklikten çıkıyor artık kendi başına dışarıda-okulda olacak nelerle karşılaşacak ,korkuyorum bu durumdan "dedim.
Ona göre kırk yaşına da gelse merak edecektik,hep yanında olamayacaktık,o yüzden biraz rahat olmamı söyledi ,doğru diyordu işte bunu  içselleştirirken savaş veriyorum o ayrı .
Evet büyüyünce dertleri de büyüyor bu gerçek.
Sezo kişilik olarak kaya gibidir,kolay ikna olmaz ve pes etmez bazen bu huyları canımı sıkar sinirlenirim şimdi ise Mert'in huylarının babasına benzemesi için dua ediyorum:)
Ben çok pısırık biriydim,son 10 yıldır kendime telkinlerde bulunarak ve soğuk yüz tavrını takınarak kendime kalkan oluşturdum .Öyle ki minibüse binsem para üstünü şoför göndermezse isteyemezdim,gerisini siz düşünün artık:)
Oğlumun da benim gibi olmasını istemiyorum sanırım en çok da bundan korkuyorum ama artık çözüm üretmeli hem kendim için hem oğlum için.
Şİmdi daha iyiyim ,onun mutluluğunu istekli halini görünce rahatlıyorum.
Allah hep iyilerle karşılaştırsın İnşallah.

17 Eylül 2013 Salı

BİZDE KONULAR BU GÜNLERDE HEP " MERT'İN OKULU"


Her şey güzel başladı,Okul için gerekli resim çekileceğini öğrendiği andan itibaren 
-ne zazan gitcez çektirmeye diye ,dolandı durdu.


Gittik ,oturdu sessiz ,sakin ,uysal ve istekli olarak,




Çektirdik geldik vesikalık ve dağıttık ananeye,babaanneye,teyzeye ve kimi gördüysen gösterdi heyecanla resmini.


Okuldan verilen listeyi tamamlayıp



tek tek etiketledik beraber.Her aşamayı beraber yaptık hayatımın en güzel günlerinden biriydi,heyecanı paylaşıyor olmak paha biçilemez.




Sonra okul için hazırlandık beraber.





sabahları seni okula götürmenin heyecanıyla kalkıyorum artık ki uykunun benim için önemini bilen bunu niye yazdığımı anlar:)



Sakin sakin giderken 


ne oluyor da okulda ağlıyorsun bilmiyorum:(


Şimdiye kadar toplam 4 gün gitti.



İlk gün ;yanında sınıfa girdim ve kapının önünde beklememin etkisi sanırım yarım saaatlik zamanı iyi geçirdin

İkinci gün;oturduğun sandalyenin rengi ilk günküyle aynı olmadığından (ki kurallar Mert için çok önemli hep aynı yere oturacağını düşünüp başkası oturduğunda tepki gösteremeyip hep ağlamış ve derdini anlatamamış)

Üçüncü gün;yeni tanıştığı arkadaşı sayesinde pek mutluydu ,yarış yaptılar daha da kaynaştılar.Sınıftan çıkarken herkesin elinde meyve suyu ve halley ,kafalarında fon kartonundan yapılmış kral taçları varken Mert de de yoktu.Hemen panik yaptım:)
-Mert sen niye meyve suyu ve halley almadın?
-yok gerek yok içmicem ,yemicem(ilk ve ikinci gün verilen aburcular hala duruyor yemedi.)
-Mert senin kral tacın nerede annecim?
-gerek yok ben beğenmedim!
-Peki oğlum ne yaptınız bugün?
-otuyduk
-Oğlum oturmaya mı gittin,hiç oyun oynamadınız mı?
-(hoşuna gitti bu soru kahkahalarla gülüyor)anne onlar oynadı ben oynamadım
-neden?
-azcık oynuyup oturuyolar oynamak istemedim.Ben seyrettim .
(yarım saatlik zamanda anca bu kadar olur diyemedim gülmekten.Numune işte benim oğlum:)

Dördüncü gün;Kendi isteyerek içeri girdi,gidip pencereden bakayım dedim ,bakmaz olaydım,Köşeye çekilmiş içli içli,sessiz sessiz ağlıyor.Seslendim beni görünce ağlamasını durdurup konuşamadı.O sıra da  Öğretmeni gelip bizi uyarıp uzaklaşmamızı istedi,Almaya gittiğim de susmuştu(ki gün içinde biraz ağlamış biraz susmuş:(
.Sezo da süpriz yapıp gelmişti.Babasını görünce anlattı anlattı ama içini çeke çeke anlattıkça biz Sezo'yla bakışıp üzüldük.

Beşinci gün;Gittik tam öğretmene teslim edicem bizim ki yapıştı başladı ağlamaya ,tabi ikna konuşma ve sonrasın da öğretmeni araya girdi .Öğretmene "Mert 'i ikna etmek için konuşmanın önemli olduğunu ,oyunla ,çikolata vs ile onu kandıralamıyacağını söylerken ,Öğretmen 'peki bizde konuşuruz öyleyse'diyerek bizimkine  döndü ve Mert sustu.Sanki bu cümleyi bekliyordu.Çıkışta almaya gittiğimde keyfi yerindeydi şükür.
Yani sözün özü atlatacağız bu dönemi ama biraz sıkıntılı gececek gibi.Yine de binlerce şükürler olsun daha fenası da olabilirdi. 

İşte bizde durumlar böyle.
sevgiler